17 Şubat 2026

Kayıkçı ile Nahivci (Lingvist) Hikayesi’nin Uyduruk Yorumlarına Kısa Bir Müdahale

Ele alınan aslında Aristoteles’in Metafizik ve Nikomakos’a Etik’inde ele aldığı fronesis/pratik bilgelik ve teorik bilginin sınırları mevzuu.

Aynı zamanda sıradan okuyucu için sıradan olmayan bir kıssa.

19 Haziran 2025

Delinin Tekiymişim

Yazdıklarıma baktım. 12 saat çalıştıktan sonra, her gece üç dört yazı geliştirmişim. Kiminde uyuklayarak, bir cümle öncesini hatırlamadan konunun akışından kopmayarak, kiminde oraya buraya laf yetiştirerek.

En "derin" zamanımmış. meşgul olduğum, hiç bir şeye yetişemediğim, kendimi kimselere beğendiremediğim, hakkımın hiç gözetilmediği, yazdıklarımın dağıtılmadığı, makalelerimin yayınlanmadığı, davet edildiğim tartışmaların, dergilerin bana haber verilmediği, telifsiz ve referanssız talan edildiğim, buna yas tutmadığım, lime lime edildiğim yıllar:)

Düşünmediğim alan kalmamış, sadece her yazdığım gün ışığına çıkmamış.

Ve saire.

İhtimamla okudum, anlatmaya çalıştıklarımı, bize emanet edilenleri. Sırtını örttüm, iyiliğini diledim her kapı yüzüne kapanmış ama farketmemiş gibi devam etmiş kendimin.

İyi çocukmuşum, delikanlıymışım, inceliğe adaletle aşıkmışım, sevindim, kendime zamanım olmamıştı, hayır:)

Bazan kendimizin mirasçısıyız. Ayrıcalık galiba. Duyarsa bunu burnumuzdan getirir eşimiz dostumuz:)

Tımarhaneden Mektuplar en delicesi, delilerin içinde tek akıllı olsaydık.

Onca kötülük ve zulm üzerinde kayıp gitmişiz ufkun açıldığı, afakın birleştiği, sonu başı belirsiz yere, sonluluğumuz ve sorumluluğumuzla.

İyi ki doğdun, seni tanımış oldum, nasıl birisi olacağını baştan bilmeyeceğimden çok gergindim bir zamanlar, şimdi lakayt olduğun için sana küsemiyorum, doğum günün değil, zaman da gerçekliğin kendisinde yok, olsaydı da kutlamıyordun zaten, anladık...

25 Temmuz 2021

Kedi Ömrü Kadar Zaman

Acele ediyorum evet, söyle geç.

Kitapları falan çıkarırken de tashih vb yapıp sokağa salmak istemiştim, ilerde basılır basılmaz, dağıtılır dağıtılmaz, ama, word kullanan editörler her düzeltmeden bir öncekinin unutulması, bir çok kopyenin oluşması, son anda yeniden düzeltme yapışım ilk yazdıklarımdan kurtulamama yol açtı. Word'ün minnacık sözlüğünün düzeltme sözlüğü olarak kullanıldığını fark ederek müdahale etmem, Develioğlu'nu kullanmayanlara da tavsiye edişim, elden ele dolaşan elden geçirmeler, elimdeki metinlerin önemli bir kısmını yine başıma bela etti.

Yazıyorsan, tamamlanmış bir metin haline getirecek, dil bütünlüğünü vb de sağlayacaksın. Yoksa her baskısı farklı eserlerin müellifi olursun. Üstüne üslük dili, edebÎ medeniyeti kirletirsin.

Aklıma ne geliyorsa, onlar neyi çağrıştırıyorsa, alakalı alakasız hangi platformda olursa olsun yazıyorum. Yaz, kurtul, zihni kurtar.

Sonra hayatının eserini yaz, gönül rahatlığı ile öl.

Felsefe, özellikle kuramsal felsefeyi ödenmemiş bir fatura bile olsa kaleme alabilmek güç. Yoğunlaşma uzun zaman alıyor, zihin odaklanabilirse yazması uzun sürmüyor, konuya hakim olma kaydı ile. Borçlarını ödeyeceksin, maddi kaygı duymayacak kadar ekonomini kontrol altına alacaksın, sözlerini tutacak, seni rahatsız eden küskünlükler kırgınlıklar hataların varsa gidereceksin, özrünü dileyecek, gerekirse kuzu gibi boyun eğeceksin, ,zihni meşgul edecek bir şey bırakmayacaksın. İşin bitince de bir terslik olursa acil bir geçim sıkıntın olmayacağını bileceksin, geçinmek için ne yapacağın belli olacak. İhtiyaçları küçültebilecek bir sosyal konumda olacaksın, aşçıda, kahvede kredin olacak aç kalmayacaksın iş uzarsa vs. Borç alabileceğin yerler olacak, konuşmuş olacaksın. Kartların olacak, ormanda bir mağarada yaşamıyorsan, şehir medeniyetine teslim olmuşsan.

Hemen şimdi değil, ama çok da uzatmadan. Bir ömür boyu faal olsan da ömür boyu dediğimiz şey gitgide kısalıyor. Kala kala en fazla bir kedi ömrü kadar zamanım kaldı.

Strese girmişliğin eseri değil söylediğim. tersine strese girmemek için.

Gençlik hareketi yıllarında otuzlu yaşları görebileceğimi sanmıyordum. Epey bir acelem oldu, ne olur ne olmaz diye. Okundum da değişik adlarla. Bugün öyle bir derdim yok. Tersine, strese girmemek için acele ediyorum. Zamanında başlayarak, bir plan yapıp ona köle olmayarak. Henüz vakit varken.

Daha kısa, daraltılmış zamanı defaatle kullanmayı öğrenince ölüme karşı tedbirli olma düşüncesi, ihtiyacı olanlara birşeyler bırakma hesabı vb iç karartıcı bir duygu uyandırmıyor.

Bir şey yazarken başka bir şey çağrıştırırsa serbest bırakıyorsun, nasıl olsa kesilip yapıştırılır, aklına geleni ölçüp biçip bitmeye yakın haliyle dile getiriyorsun, hammadde olarak değil.

Az zaman değil bir kedi ömrü. En az bir Magnum Opus'a yeter, artar bile.

Sen Bezmimize Geldiğin Akşam Neler Olmaz




Yazısı arkadan gelecek. Fasılasız çalışacağım için önümüzdeki haftalarda, kolaylık olsun dedim. Bugün için fazla yazdım, zahmet edip okuyan üç beş kişiyi yormamak için erteliyorum. Bu arada twitteri yeniden açtım, kapalıyken dahi belki de dalgınlıkla takip edenlerin hatırına. Orada yazmamak için burada giriş açtım. Orada uzattıklarımı da buraya aktarıp sileceğim zaten. Uzatmasam söyleme zamanı gelen şeyi bastırmış oluyorum. Uzatsam orası için münasip değil. Benim sosyal medyayı not tutmak için kullandığım da bir gerçek. Yazmışken yazıveriyorum:)

Korona Krizi sonrası sosyal medyadan çekilme, hayata dönme talebi palavraya ya da paçavraya dönüştü. Hayatımızın önemli bir kısmı buralarda geçecek, kaçış yok. Belki haftalık felsefe/yorumbilgisi dersleri bile veririm zamanla Youtube, zoom vb platformlar üzerinden.

Güzel Ne Güzel Olmuşsun

 



Yazısı yakında buralarda. Twitter’da mevzuyu açtım, uzadı. Bir kısmını baktım siliyorum, en iyisi burada devam etmek dedim. Neşet Ertaş ile felekten bir gece çalmıştık. Yazmak geçti içimden, orası için uzun burası için kısa geldi. Çaldık söyledik, topuk ve diz vura vura oynadık, yedik içtik, güldük; kırat bozlağına, hasan dağına ağladık. Ne kadar az kaldığımıza, sonbahar gelmeden konuşulamadığına.