21 Mayıs 2010

Postmodern Suikast ve Şişeden Kaçan Cin

Kaset patladı, sabır çatladı, şişeye tıkılan cin kaçtı. Olan oldu artık. Şişenin birisinden de peri padişahının kızı çıkar belki. Açalım, açılalım. Durulma zamanı gelince cinci hocaları çağıralım.

Olan olsun görelim. Görelim tecrübeye ihtiyacı olmayan yeni harika çocukları. Soydan, boydan işinin ehli olanları. Hiç bir zaman sınanmayacakları ve hesap vermeyecekleri.

Pandoranın kutusu açıldı. Kapatmaya çalışanın canı yanar. Dinolar ısırır, yenilikçiler tırmalar.

Olmamalı mıydı? Yok, oldu da kurtulduk. Çaresine bakarız artık.

Dinamiklerin önünü açmak denilen şey bu mu? Yok, değil. Deste yeniden karıştırıldı. Kullanılmayan kartlar, kullanılmaması gereken kartlar, işaretlenmiş, el bozan kartlar ile kartlaşmamış, turfanda, taptaze, el tutan kartlar elimizde.

Belki bir itilmiş kakılmışın, bir mazlumun, bir diyeceği olanın da önü açılır. Hayırlısı olsun.

15 Mayıs 2010

Köprüler Yakılırken: Baykal Yaptığı Yanlışlardan Değil, Doğrulardan Dolayı Saldırı Altındadır!

CHP siyasetin tıkanması halinde bir geriye dönüş noktası oluşturuyordu. Bu ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. CHP'nin yeniden tasarlanması, ya da yeniden tanzimi de buna aykırı değildir. İçlerinde değer verdiğimiz adaylar, hoşumuza gidecek yönelimler olsa da, insiyatifi kullanmış olan bizler değiliz. Pandoranın kutusu açılabilir, aldırmak elzemdir.

CHP etksizleştirildiğinde geriye dönüşlülük tahrip edilmiş olacaktı. Türetilebilecek oya dayalı popüler kültürel alternatifler dahi tek alternatifin oyla giydirilmesi olarak düşünülmelidir.

Baykal bir dönemler içiçe geçmiş olan üç ayrı adresten gelen vesayete karşı koydu ve partisini stabilize etti. Ulusalcı kesime vasi olma çabası içerisindeki bir dördüncüsünü de bunlara ekle(mle)yebiliriz.

Baykal geçmiş siyasetleri, hizipçiliği, müzmin muhalifliği için saldırı altında değil: Partisini ve dolayısı ile siyasetimizi stabilize ettiği, (parti içi demokraside haklı olarak eleştirilebilirken) demokrasiye entegre ettiği için saldırı altında.

Baykal, CHP'nin tasarım/proje partisi olmasına izin vermemiştir. Geçmişteki bir çok kavgasına bugünün krizinden baktığımızda haklı da olabileceğini düşünmekteyiz, o çatışmalarında kendisini eleştirmiş olsak da.

Baykal, siyasetimizin bağımsızlığının garantörlerinden olmuştur, emperyalist politikalara eklemlenmecilikten, baazcılığa benzeyen tabi oluş çizgilerinden partisinden uzak tutmuştur. İktidar korkusundan değil, ne olursa ve kiminle olursa olsun iktidar olsun diye bir derdi gündemden çıkardığı için uğramıştır çoğu hakarete.

Ufkunu ve anlayışını burada eleştirmem yakışıksız olur, zaten bu noktada bir önemi de yok. Temel duruşunu ise bu güne kadar yanlış anladığımızı, demokratik ve bağımsızlıkçı bir aklıbaşındalık içinde hareket ettiğini düşünüyorum.

Baykal'a yönelik hareket bağımsızlığımıza, siyasetimize ve geleceğimize yönelik bir tasarımın bir parçasıdır. İçinde kimlerin yer almışlığı önemsiz değildir ancak meselenin kulislerine ışık tutabilecek çapta değildir.

Bu krizde kim parti başına geçmeli meselesi siyasi fantazinin ötesinde değildir. Kendisi de dahil kim geçecekse geçsin, ancak Baykal ve arkadaşlarının insiyatiflerini silerek, altüst ederek olmasın demek durumundayız.

Uluslararası gündem ağır ve zorlayıcı olacaktır. Baykal konunun kendisini tartışmayarak doğrusunu yapmıştır. Baykal'ın tavrı, Baykal'a tavrımız diğer siyasi parti ve kurumlara yönelebilecek saldırıları geciktirse de bazı müdahaleler daha olacaktır.

"Hakiki" ya da türetme bir çok gerekçe bağlam ve hakikatlerinin ve hakikatliliğin ötesinde piyasaya sürülecelerdir.

Olmuşu ve olmamışı tartışıp yerine yerleştirme yerine serin durmak ve ufku, dünyayı, verilen mesajı okumak durumundayız.

Ağır bir saldırı altındayız, çokbilmiş bir cehaletle ve toplum mühendisliğinin en acımasının gölgesiyle boğuşuyoruz.

Bir yandan hayatımızı inceltmek, diğer yandan dünyayı hakkanîyete, adalet ve insanî insiyatife kapanmamış bir yer haline getirmemiz lazım.

Baykalda saldırılan Baykalın kendisi, hatası günahı veya sevabı değildir. İnsan, insanî ve ilahî buyruğu ayaklar altına alma dilinde tartışılmaz!

Baykal'da saldırı altında olan nasıl bir dünyada yaşamak istediğimize dair karar verebilme ve geriye dönüşsüzlüğün planlanmasında yer almama istencidir.

Baykal yaptığı yanlışlardan değil doğrulardan dolayı saldırı altındadır. Yanında olmamız, gerektiğinde ilk eleştireni olmaklığımızdan ibarettir.

İnsanlık psikolojik savaş, propaganda ve entirkacılığı yenmekten ibarettir, işimiz zulme boyun eğmemek, eğdirmemekten ibarettir.

Mazlum, zalimin yerini aldığında işi zalimliktir. Zulme itiraz zulmün kurumlarını, dilini, siyasetini ortadan kaldırma işidir, ince sanatlardandır, Efendim.

11 Mayıs 2010

Finolarla Boğuşup Duracağına Sahiplerini Azarla!

Onlar sahiplerinin kuzularıdır. Onlar bütün dünyayı arka bahçeleri sanmaktadırlar.

Sahipleri azarlayınca, köşelerine çekilirler. Onlar havada kuş, yazı altında yorumcu, tavuk kıçında bit kadar çokturlar.

Onlar korkak, sinsi ve hain ruhludurlar. Yaraya ve acıya üşüşürler. Sana kutsal olanı kalkanları yaparlar. Mazlumların, haniflerin, insaflıların sırtlarına atılırlar. Destanımızda onların maceraları yoktur!

Paçandakileri silkele ve sahiplerinin suratına tükür: Isıran sensin, sırtımıza giren mızrak sensin, insanlığımızı doğrayacak bıçağı tavda tutan sensin!

Sorumlu tutulacak olan, lânetlenecek olan, kulağından tutulacak olan sensin!

31 Mart 2010

Kızıldere

Unutmadık!

İnsanlığı unutmadık!

Bağımsız yaşayacak, bağımsız düşünceyi ayakta tutacağız!

1 Mart 2010

Hançere Sırtını Vermek

Bin el hançere gider, bir el hançerle kalkar.

Bin hançere sırt verirsen belki birisi sırtına iner.

İnsan değişmez. İnsan kolay değişmez. Bin insandan bir kaçı değişmez.

Seni bir zamanlar sana diş bilemişler savunduğunda şaşırma.

Bin ısınmış kabzayı gören fazla yaşamaz. Ölenin ölüm korkusu yoktur.

Görme cesareti, duyma cesareti, anlama cesareti ve kininden vazgeçme cesareti insanı yiğit kılan.

Sana vuracak hançere sırt dönmen, insana sırt dönmemenden.

Ölüm ancak sorumsuzu yalnız bırakır. Başkalarının sırtlarından geçineni.

Dost, ahbap, muhip, sevgili satar da sırtına saplanmayı muhasebe etmiş, kinini soğutmuş, seni kardeş bilmiş satmaz.

Çetin yüzleşmelerden geçenler bilmez mi de ön saftan kaçarlar? Kovulmuşlar, itilmişler, atılmışlar, yüzlerine bakılmayanlar, kendilerine sırt verilmemişler seni, sendeki insanlığı savundular hep canla başla.

Yeter ki onlara insan kalma hukukunu teslim et.

Tek canın bile kalmamışken binlerce can seni taşımada.