Sınır ihlâli gerekçesiyle uçak düşürme eylemi Suriye açısından hayli maliyetli olacaktır. Suriye bu hareketle yalnız uçaksavar bataryalarını, üslerini değil ülkelerinde yerleşik eski Sovyet varlığını öne çıkarma, tartışmaya açma durumunda kalacaktır. Önümüzdeki dönemde Rusyanın üsleri, konumlanışı, teknik desteği uluslararası düzeyde pazarlık masasına alınacak, reel politik düzeyde ise bunaltılacaktır.
Uçağın radar ve uydularla takibi ve düşürülme insiyatifinin kullanılması kısmen ya da tamamen rus teknik desteğiyle sağlanmışsa hedefe konulmak, pazarlıkta, çatışmada yüksek profilli taraf olarak gündeme gelmek kendi tercihleri olmuştur. Akdenizdeki rus varlığı açısından geri çekilmenin düşünülüp düşünülmediği, düşünülüyorsa ne şekilde, hangi şartlarda göze alınabileceğini şu anda değerlendirebilecek, reelpolitik geçerliliği ile tartışabilecek durumda değiliz.
Rusyanın konumunun problematize edileceği hususu tartışmalarda ihmâl edilmektedir. Rusya baskı altında kalacaktır, "Suriyedeki Rusya" gündemdedir.
Bu eylemin Suriyeye maliyeti, ilk elde, müttefiklerinin hareket alanlarını daraltıcı, Akdenizdeki yeni jeopolitik dengelenmenin önünü açıcı bir biçimde kendisini gösterecetir.
Rusyanın varlığı Suriyedeki muhalefetin de gündemine girmiş oldu. Rusyanın Suriyedeki iç çatışmalarda daha doğrıudan taraf olması, konuşlanmasının öncelikli sorun haline gelmesi artık kaçınılmaz. Muhalefetin zayıf ve ciddiye alınamayacak bir durumda olması halinde Rusya açısından sorun yok. Muhalefetin güçlenmesi, siyasî bir alternatif olarak kendisini gündemde tutabilmesi halinde ise Rusyanın işi çok zor.
Türkiye'nin Suriye sınır bataryalarını, hava savunma sistemini ve rus üslerini kendi ayağına dolaştırmak yerine Suriyeye bir maliyet, Rusya'ya pazarlık imkânları ve yeni bir uluslararası konjunktürün hatırlatılıp dayatılması politikaları olarak geri çevireceğini düşünebiliriz
Uçak düşürme eyleminde rus insiyatifi şu anda elimizde olan verilerle sadece ve sadece geri çekilme politikasıyla açıklanabilirliğe sahip. Suriyeye yaptırım öngören güçlere her hâl ü kârda Rusya'ya geri adım attırma veya Rusyayla yeni bir denge kurma fırsatı verilmiş durumda.
Suriyede açık savaş görüp görmeyeceğimiz kesin değildir. Şu anda olup biten de zaten savaştır. Uluslarası dengeler, konsensus ve şekillenmeler hızla değişmekte, kristalize olmaktadır.
Doğrudan ya da üstü kapalı bir savaşta Suriyedeki rus varlığı gelecek senaryolarını belirleyici önemdedir. Rusya'nın Akdeniz politikalarını yeniden şekillendirmesi, Boğazlarla ilgili anlaşma ve uygulamaların çerçeve ve sınırları ile de alâkalıdır.
Rusyanın konumu, durumu, uluslararası dengelerdeki yer tutuşu şu anda Suriye üzerine politikalar ve konjunktürde birinci derecede önemlidir. Suriyede rejim değiştirildiğinde dahi Rusya'nın uluslararası tutumu, yer tutuşu, konumlanışı şekillenmeden geçicilik ve belirsizlik statüsü kırılamayacaktır.
Özetlersek Rusya da yeni bir dengeye oturtulmak istenmektedir. Rusyanın hamlelerini hem iyi okumak, hem de Rusyayı içinde denge kurmaya davet eden yeni konjunktüre dikkat etmek durumundayız.
Suriyedeki gelişmelerde dünyanın şekillenmesini daha kolay okuyup, çözeceğiz.
Yeni dengeler kurulmadan barış pek mümkün görünmüyor, hedeflenen ise savaşın kendisi değildir, yeni bir uzlaşmadır, bir kenara not edelim.
24 Haziran 2012
Uluslararası Durum: Düşürülen Uçak
20 Haziran 2012
Haziran 2012'de Bizde Vaziyet
"Eski Sokağın Rüzgârıyla"yı düzeltme ve gözden geçirmeye nihayet başlayabildim. Sansür, dağıtmama, satmama, kazık atma, tırtıklama ve maydonoz olma işlerini hiç bir zaman için kabul etmeyeceğimden kendim yayınlayacağım. Parasıyla da dağıttıracağız, Efendim. Eski kitaplarım bildiğiniz üzere "piç edildi", "intihale uğradı" ve dahi şartlarını kabul etmedikçe engellendi. Bu ilkeli insanlar intihalleri, çalıntıları, alıntıları hep yayınlayabildiler.
Büyük yayıncıların bir kısmı "eski arkadaşlarımız" yanılmadınız da ne var bunda?
Zor metinlerin bedava çevirisini yaptığımızda ve hattâ parasını verdip yayınlatmaya kalktığımızda da değişiklikler ve emrivaki ile karşımıza az çıkılmadı. Pazarlığımızı sağlam yapacağız, gerekirse ekitaba başvuracağız ya da yurtdışında yayınlatacağız.
Burun sokamadıklarını dağıtmama hakları var, evet, kendin pişir kendin ye işlerinde de.
Yayınladıkları uyulması gereken sözlükler ve kurallara bakıyorum, hafakan basıyor, ancak sekiz on kitabı birden kaybetmeyi de göze almak zorundalar. (Bu kurallarla Tanpınar, Haşim, Meriçin yayınlanmamış eserleri bile yayınlanamazdı müstearla yayınlanmaya kalkışılsa. Evet, bize hiç acımazlar "para makinası" da değiliz ki, "katlanacakları".)
Bir yolunu bulacağız.
Yayına hazırlama, son şeklini verme ağustosta. Eylülde yayınevine teslim edilecek.
Ve karşımıza "inkılâp"ları "inkilap" yapmaya çabalayacak editörler tabii ki çıkacak. Parayı peşinen verdiyseniz geri de alamazdınız eskiden "düzeltilmeyi" kabul etmediğinizde, ritm ses bozulduğunda...
Tanıtım? Parayı verecek ve düdüğü çalacağız. Bizim yolumuzu kesmeye kalkacak tabii ki somun pehlivanları. Bu kez kavga edeceğiz. Burunlarından getireceğiz. Ya da az çok para kazanacaklar, yol kesip dayak yemek yerine.
Şiirle başlıyoruz. Gerisi gelecek. Deneme, roman, felsefe. Bahsettiğim, bahsetmediğim bir çok şey, pek yakında hayat sahnesinde....
Büyük yayıncıların bir kısmı "eski arkadaşlarımız" yanılmadınız da ne var bunda?
Zor metinlerin bedava çevirisini yaptığımızda ve hattâ parasını verdip yayınlatmaya kalktığımızda da değişiklikler ve emrivaki ile karşımıza az çıkılmadı. Pazarlığımızı sağlam yapacağız, gerekirse ekitaba başvuracağız ya da yurtdışında yayınlatacağız.
Burun sokamadıklarını dağıtmama hakları var, evet, kendin pişir kendin ye işlerinde de.
Yayınladıkları uyulması gereken sözlükler ve kurallara bakıyorum, hafakan basıyor, ancak sekiz on kitabı birden kaybetmeyi de göze almak zorundalar. (Bu kurallarla Tanpınar, Haşim, Meriçin yayınlanmamış eserleri bile yayınlanamazdı müstearla yayınlanmaya kalkışılsa. Evet, bize hiç acımazlar "para makinası" da değiliz ki, "katlanacakları".)
Bir yolunu bulacağız.
Yayına hazırlama, son şeklini verme ağustosta. Eylülde yayınevine teslim edilecek.
Ve karşımıza "inkılâp"ları "inkilap" yapmaya çabalayacak editörler tabii ki çıkacak. Parayı peşinen verdiyseniz geri de alamazdınız eskiden "düzeltilmeyi" kabul etmediğinizde, ritm ses bozulduğunda...
Tanıtım? Parayı verecek ve düdüğü çalacağız. Bizim yolumuzu kesmeye kalkacak tabii ki somun pehlivanları. Bu kez kavga edeceğiz. Burunlarından getireceğiz. Ya da az çok para kazanacaklar, yol kesip dayak yemek yerine.
Şiirle başlıyoruz. Gerisi gelecek. Deneme, roman, felsefe. Bahsettiğim, bahsetmediğim bir çok şey, pek yakında hayat sahnesinde....
7 Haziran 2012
Açılımsa Açılım!
Ortadoğudaki gelişmeler iki yönde şekilleniyor. Birincisi, Irakta demokratik bir federasyon için girişimlerin başarı kazanması ve Suriyede yumuşak iniş olasılıklarının belirmesi; ikincisi, Irakın karışması, Suriyedeki sorunların Iraktaki sorunlarla bütünleşmesi ve İrana aynı zamanda saldırılması biçiminde.
Varolan her alternatifte üzerimizde ve üzerimizden pazarlıklar dönüyor. Dönen her pazarlık durumu kurtarma adına onaylanırken, içerde sorun çözümüne yönelik her girişim mahkum ediliyor.
Bizim dışımızdaki herkesin tartışabildiği ve burnunu sokabildiği işlerde siyasi partilerimizin insiyatif kullanmasını, sorunları masaya yatırmasını, çözüm aramasını olumlu buluyorum.
Bölgeyi belirleyecek aktörlerin önemli bir kısmı bizim içimizdeki dışımızda. Şartlar, insiyatif kullanılmasını, zihnen hazır olmayı, atılmış köprüleri onarma çabalarını küçümsememiz anlamına gelmemeli.
Dışımızdakilerin verebildiği, verdirebildiği kararları ne farketme kararlılığı içindeyiz ne de olduğunu iddia ettiğimiz kırmızı çizgilerin sönme noktalarında gezinebiliyoruz.
Ülkeye sahip çıkmak bürokratik bir hamasiyatın işi değil. Kenarda kalmak, bulaşmamak da güvenli bir duruş olabilir bazan, macera başlarken, gelişmeler okunamazken, bir duruş oluşturamazken.
Bugün içe kapanıp korunma dönemi bitmiştir! Öncelikle partiler için geçerlidir bu: Yeni bir şey söyleyerek yani sorun çözerek, kendilerini halka emanet ederek ayakta kalacaklardır.
Tasvip etmediğim yönetimler, insiyatifler oldu bittici davranmadıkça, politikalarını ve kendilerini değişmez görmedikçe kapalı siyaset tarzına tercih edeceğim.
Siyasi partiler, meclis, demokratik rekabet aktif hale getirilmeli, yeşertilmelidir. Güçlendirilmelidir demiyorum çünkü demokratik insiyatif potansiyelimiz atıl durumdadır. Toplumsal dayanışma ve konsensus kanalları can çekişmededir.
Demokratik siyaset platformu sorunları çözemese de varolan mentaliteyi yenme ve aşma kapılarını aralayacaktır.
Ben bir önceki açılıma kuşkuyla baktım ve sordum: "Bu kararlar nerede alındı, ne yapılacak, nasıl tartışılacak?" Bugün henüz açılım diyemeyeceğim insiyatife ise kuşkuyla bakmıyorum, her sorunu çözebilecek bir kapasite gördüğümden değil, meclisin, siyasi partilerin çalıştırılmasını öncelediğinden.
Bir yanlış yapılırsa düzeltiriz. İtiraz ederiz. İnsiyatif üstlenecek partilerin bizi tüm çeşitliliğimizle, entellektüel kapasitemizi tüm nüanslarıyla temsil etmediğini bile bile. İki gün sonra bıkıp yorulma, kaytarma olasılığını gözardı etmeden.
Toparlarsak, gelişmeler her türlü olasılığı masaya yatıran güçlü ya da derme çatma onca insiyatifi canlı tutarken konuları bir başka masaya yatırabileceğimizi düşünmemize itirazın hiç bir anlamı yok. Buyursun isteyen istediğini istediği masaya yatırsın: Bölgedeki oldu bittilerin biz durumu kurtarsak da, çırpınsak da sürekli kapımızı çalacağını unutmadan!
Yanlıştan dönmek kolaydır, hele hele demokrasiyi işletmemizden kaynaklanan yanlışlardan dönmesi. Verilmiş kararlarımız ve sözlerimiz cetvelle sınır çizenlerin çalışma masasındadır. Buna itiraz açık ve demokratik bir siyasi diskurun önünü açmakla başlar. Önerilebilecek diğer faaliyetlerin bu yapılmadıkça neye hizmet ettiğini bilemeyiz!
Varolan her alternatifte üzerimizde ve üzerimizden pazarlıklar dönüyor. Dönen her pazarlık durumu kurtarma adına onaylanırken, içerde sorun çözümüne yönelik her girişim mahkum ediliyor.
Bizim dışımızdaki herkesin tartışabildiği ve burnunu sokabildiği işlerde siyasi partilerimizin insiyatif kullanmasını, sorunları masaya yatırmasını, çözüm aramasını olumlu buluyorum.
Bölgeyi belirleyecek aktörlerin önemli bir kısmı bizim içimizdeki dışımızda. Şartlar, insiyatif kullanılmasını, zihnen hazır olmayı, atılmış köprüleri onarma çabalarını küçümsememiz anlamına gelmemeli.
Dışımızdakilerin verebildiği, verdirebildiği kararları ne farketme kararlılığı içindeyiz ne de olduğunu iddia ettiğimiz kırmızı çizgilerin sönme noktalarında gezinebiliyoruz.
Ülkeye sahip çıkmak bürokratik bir hamasiyatın işi değil. Kenarda kalmak, bulaşmamak da güvenli bir duruş olabilir bazan, macera başlarken, gelişmeler okunamazken, bir duruş oluşturamazken.
Bugün içe kapanıp korunma dönemi bitmiştir! Öncelikle partiler için geçerlidir bu: Yeni bir şey söyleyerek yani sorun çözerek, kendilerini halka emanet ederek ayakta kalacaklardır.
Tasvip etmediğim yönetimler, insiyatifler oldu bittici davranmadıkça, politikalarını ve kendilerini değişmez görmedikçe kapalı siyaset tarzına tercih edeceğim.
Siyasi partiler, meclis, demokratik rekabet aktif hale getirilmeli, yeşertilmelidir. Güçlendirilmelidir demiyorum çünkü demokratik insiyatif potansiyelimiz atıl durumdadır. Toplumsal dayanışma ve konsensus kanalları can çekişmededir.
Demokratik siyaset platformu sorunları çözemese de varolan mentaliteyi yenme ve aşma kapılarını aralayacaktır.
Ben bir önceki açılıma kuşkuyla baktım ve sordum: "Bu kararlar nerede alındı, ne yapılacak, nasıl tartışılacak?" Bugün henüz açılım diyemeyeceğim insiyatife ise kuşkuyla bakmıyorum, her sorunu çözebilecek bir kapasite gördüğümden değil, meclisin, siyasi partilerin çalıştırılmasını öncelediğinden.
Bir yanlış yapılırsa düzeltiriz. İtiraz ederiz. İnsiyatif üstlenecek partilerin bizi tüm çeşitliliğimizle, entellektüel kapasitemizi tüm nüanslarıyla temsil etmediğini bile bile. İki gün sonra bıkıp yorulma, kaytarma olasılığını gözardı etmeden.
Toparlarsak, gelişmeler her türlü olasılığı masaya yatıran güçlü ya da derme çatma onca insiyatifi canlı tutarken konuları bir başka masaya yatırabileceğimizi düşünmemize itirazın hiç bir anlamı yok. Buyursun isteyen istediğini istediği masaya yatırsın: Bölgedeki oldu bittilerin biz durumu kurtarsak da, çırpınsak da sürekli kapımızı çalacağını unutmadan!
Yanlıştan dönmek kolaydır, hele hele demokrasiyi işletmemizden kaynaklanan yanlışlardan dönmesi. Verilmiş kararlarımız ve sözlerimiz cetvelle sınır çizenlerin çalışma masasındadır. Buna itiraz açık ve demokratik bir siyasi diskurun önünü açmakla başlar. Önerilebilecek diğer faaliyetlerin bu yapılmadıkça neye hizmet ettiğini bilemeyiz!
Etiketler:
Düşünce,
gündem,
İtiraz,
Siyaset,
Siyaset Mektebi,
Tarihe Not Düşmek,
Tarihe Şerh Koymak,
toplumsal endişe,
Uluslararası Durum
2 Haziran 2012
Aşksızlara Ağıt
Seninçin susmadım
tabiatım bu
çağıldayan nehir
aşkla konuşan bir kaç hatun
beşiğimden doğrulup bakamazdım kimler
komşu beyin kerimeleri olacak
ortaokul sahnesinde evlenen hatun
sararan siyah beyaz hafızam
şurup şisesinde soğuk tutulsun suyum
kadın düğünleri sıcak, boğucu
boğumlu naylon, muşamba, pişik
nehri bastıran bir uğultu
ılıyınca su sevmezdim
tef çalardı bir yaşlı kadın gemicide
repertuarı genişti, evet
dalgın söylerdi
yorgun, bezgin
aklında belki bir cepheden dönmeyen
kapı gıcırtısına oynarlardı
kadınlar işlerine gelince
kadınlar işlerine gelince
pişiksiz, tersizdi tefli, yere oturulan düğünler
hafakan basardı yine de
anânemin kucağında
aklım halıda kedilerle takla atar
mestan adam yerine koymaz
basar tırmığı dayımla oyununa dalınca
kıçatarak ahırdan fırlardı ossaat
kankam
beni, kelebekleri, kuşları görünce
yapraklar hışırdar, radyoda belki arkası yarın
gel danası gel gel gel
nazar boncuklu bişi vardı bileğimde
ve kankamın boynunda
düş ardıma derdi
dur yav daha yürüyemiyoz
osmanlı çileklerine dalardı telaştan
eyvahhhhhh kızcaklar
dizlerinin bağı çözülür
çamura dalardı çeşmenin yanında
hayretten, sevinçten, memnuniyetten
iki yavru
iki evden uzaklara düşeceklerini bilen
heyecan
Onu da aşksızlar yedi bitirdi Ruhum
beni de
31 mayıs 2012 02:14
Etiketler:
Geçmiş Zaman,
Şiir,
Taslak,
Zoraki Yayıncılık
6 Mayıs 2012
Günlerin Bugün Getirdiği
1 MAYIS 1977. Katilamdır, provakasyondur, darbe hazırlığıdır. Ecevit'i teslim alma girişimidir. TUSİAD'ın gazete ilânları, İzmir Çiğlide Ecevit'e suikast, Erzincan tezgâhı; Maraş, Sivas, Malatya saldırılarılarından bağımsız olarak düşünülmemelidir. 1 Mayıs katliamı sonrası kimler apar topar görevden uzaklaştırıldı dikkat etmek lâzım.
O yılların kitlesel sol örgütü bağımsız ve bağımsızlıkçı Dev-Genç idi. 1978'de katılım daha da yüksekti ve Dev-Genç ile ona yakın duran sendikalar alana ağırlıklarını koymuşlardı. 1977'de provakasyonu durdurmaya onlar çalıştılar, en büyük kaybı onlar ve TÖB-DERliler verdiler. Diğer grupların ağırlıkları, etkileri Dev-Genç ile kıyaslanamaz.
Darbe öncesi DİSK'te Bağımsız Devrimci İşçi Hareketi yükseliyordu. Engellenmiş oldu!
1 Mayıs 1977 üzerine uçuk kaçık iddalar yürütenler katliamı engellemeye, panik ve ezilmeleri durdurmaya çalışan Dev-Gençlilerin "farkında değiller". Yanlarında da olmadılar, hiç bir zaman!
FATSA'yı hedef gösterenler, bağımsızlıkçı ve bağımsız sol'un demokrasi, praksis ve gündelik hayat ile sınanmasını engellemeye çalışanlar maalesef soğuk savaş örgütünün sözcüleri ile sınırlı değildiler. Bugün mütevazı bir demokratik yerel yönetim modeli görülebilecek çalışmayı "kurtarılmış bölge" ilân/ihbar ettiler. Sovyetik, tepeden inmeci modellerin eleştirisi olan onca emeği "sovyet yayılması" olarak gösteren soğuksavaşçı sağ ile el ele solun demokrasi ile imtihanını Fatsanın çamuruna gömmeye çabaladılar.
Bizler de varız Sayın Seyirciler! Söz hakkımız olsa da olmasa da, söylenecek sözün sahip çıkanları olarak; herkesin söz hakkına sahip çıkıp sözsüz kalmışlar olarak!
Ey Halkım, unutma bizi!
Etiketler:
Adamlık,
Anma,
Barış Kardeşlik Dayanışma,
Değinme,
gündem,
Hatırlama Notu,
İsyan,
Medya Eleştirisi,
Siyaset Mektebi,
Tarihe Şerh Koymak,
Üzerimizde Emeği Olanlar,
yetti artık yazısı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
