5 Ekim 2007

Şempanzelerde Adalet Duygusu Yok mu?

Gazetelerde bugün şempanzelerle ilgili bir iddia yer aldı. Max Planck Enstitüsünden Keith Jensen'in yaptığı ve Science Dergisinde kamuoyuna sunulan araştırmaya göre, şempanzelerde adalet duygusu, haksızlığa karşı başkaldırı eğilimi yokmuş. Bizdeki duygu da doğuştan gelen bir duyguymuş galiba vesaire vesaire.

Dayanışma, eşitlik, adalet duygusunu genlere yazmadan önce ( bu konudaki iddialar da yeterince temelli, temellendirilebilir olabilir) bir ezbere yeniden müdahale edelim. Dergideki makale doğru ya da yanlış anlaşılmış, sunulmuş o kadar önemli değil.

İnsanlar, insani davranış ve insani kültür sosyalizedir, terbiyeden geçmiştir. İnsanlara dair kavramların bir ontogenetiği ve filogenetiği vardır. İnsan tekinin ve türünün davranış özellikleri hem bireyin hayatı hem de kültürünün tarihi içinde gözlemlenebilen gelişmelere sahiptir. İnsanlar toplumsal varlıklardır. İhtiyaçları, ihtiyaçlarına verdikleri cevaplar dahi toplumsallaşmış, terbiyeden geçmiş, kültürüne entegre olmuştur.

İnsan dediğimizde, ayıların elinde büyütülmüş hanzoyu (Kemal Sunal), hindistandaki kurt çocukları düşünmüyoruz. Dili olan, bir kültürde yetişmiş, kavramları ya da, kavrayışları olan insanı kastediyoruz. Robinson Crusoe adaya düştüğünde, toplumu iç cebindeydi. Vahşi halimiz, Kipling romantizmin ötesindedir.

Şempanzeler incelendiğinde, sosyal varlıklar/yaratıklar oldukları ihmal edilirse, bir şempanze kültürü içinde sosyalize oldukları ihmal edilirse, yanılgılarımız da ağır olur.

İncelenmesi gereken, nasıl dayanışmadıkları, nasıl adaletsizliklere aldırmadıkları değildir. Köpeklerde, kedilerde bile farkettiğimiz kıskanma, kızınmanın onlarda yakalanmaması bile bir öğrenilmiş davranış mıdır kurcalanması gerekse de asıl incelenmesi gereken farklı bir şeydir. Şempanzeler dayanışmayı (ki araştırma bir yere kadar bunu evetliyor) öğrenebiliyor mu? Şempanzelere adalet duygusu öğretilebiliyor mu?

Öğrenememeleri (öğretilememesi?) halinde, genetik faktörlerin önemi daha da belirginleşebilir. Ancak, orman hayatının, şempanze kültürerinin tekil şempanzelerin davranışındaki rolünü yine de küçültmez.

Son yıllarda şempanze topluluklarındaki dayanışma, sosyolinguistik, teknik aktarma, öğrenme ve öğretme mekanizmaları üzerine de epeyce çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Max Planck Ensititüsü damgalı bir çalışmada, insanın toplumsallığı ve toplumsallaşması üzerine vurgu yapan önemli toplum kuramcılarını bünyesinde taşıyan bir kuruluşta, ufuk daraltmasına gidilmesi şaşırtıcıdır. Hayvanlar için de olsa bilginin daraltılmış halinden yola çıkılması ürkütücüdür.

Bu önyargıyla, şimdi asıl araştırma raporunu okuyabiliriz. Yorumbilgisinden, konunun kendisine geçiş buralardadır.

Ufuklar kaynaşması, ufuk genişlemeleri burada başlamaz, burada da bitmez.